Diz
Bu vakanın metni eklenecektir.
Örnek Vakalar
Kalça ve diz protez cerrahisi, revizyon ve romatizmal hastalıklarda protez.
Bu vakanın metni eklenecektir.
Çift Taraflı Kalça Çıkığı
33 yaşında hanım hastaya, iki taraflı kalça displazisine sekonder koksartroz tanısı ile; önce sol kalça çimentosuz total artroplasti, 6 ay sonra kısaltma ile beraber sağ kalça çimentosuz total kalça artroplastisi uygulandı. Bacak boyları eşitlendi.
Koksartroz
Her iki kalçada avasküler nekroz zemininde sekonder koksartroz olan 45 yaşında erkek hastaya aynı seansta bilateral çimentosuz kalça total artroplastisi uygulandı.
Tek Taraflı Kalça Çıkığı
52 yaşında, tek taraflı yükseğe kalça çıkığı zemininde sekonder koksartroz olan hastaya, kısaltma osteotomisi ile beraber çimentosuz total kalça artroplastisi uygulandı.
Romatoid artrite bağlı iki taraflı sekonder gonartroz vakasında, kemik defektlerinin de rekonstrükte edildiği, total diz artroplastisi uygulaması.
56.488 Okunma
Diz ekleminde oluşan kireçlenmenin, yani eklem kıkırdağının aşınmasının, tedavisi hemen daima cerrahi dışı yöntemler ile başlamalıdır. Ancak cerrahi dışı yöntemler ile ağrınız azalmaz ve hareketleriniz artmaz ise, doktorunuz size bazı cerrahi girişimler önerebilir. Tedavi türü ve seçenekleri konusunda siz ve hekiminiz, tartışarak, beraberce karar vermelisiniz.
Diz eklemi kireçlenmesinde uygulanacak olan cerrahi girişimin amaçları; ağrıyı azaltmak, hareketleri arttırmak, hayat kalitesini ve konforunu düzeltmek olarak sıralanabilir. Temel hedef hastanın memnuniyeti olmalıdır. Uygulanan cerrahi tedavi seçenekleri artroskopi, osteotomy, diz eklemi total protezi (artroplasti) olarak sıralanabilir.
Diz Eklemi Kireçlenmesi
Artroskopi
Artroskopi, küçük kesiler ve minik cerrahi aletler ile uygulanan bir yöntemdir. Diz ekleminin içine küçük bir teleskop yerleştirilir ve eklemin içi sıvı ile doldurulur. Böylece cerrah, adeta bir akvaryumu seyrediyormuş gibi, var olan hastalıkları, net ve büyük olarak görebilir.
Eklem içindeki hasarlı kıkırdak yada meniskus dokuları tıraşlanabilir, serbest cisimler çıkartılır. Yırtık meniskus yada kopmuş bağlar, gerekli ise, tamir edilebilir.
Artroskopi, özellikle 55 yaş altı hastalarda, geçmeyen şikayetlerin sebebi yırtık bir meniskus ise, faydalı olacaktır.
Osteotomi
Osteotomi, yanı kemiğin açısal bozuklukları düzeltmek amacı ile kesilmesi, kireçlenme dizin sadece bir bölümünü, özellikle iç yarısını, etkiledi ise uygulanmalıdır. Bu girişimin amacı, dizin çok yüklenen iç yarısını rahatlatmak, harap olan kıkırdağın kısmen iyileşmesini sağlamak, ağrı giderip fonksiyonları arttırmak, en önemlisi artroplasti (protez cerrahisi) gereksinimi geciktirmektir.
Artroplasti
Artroplasti, hasarlı eklem yüzeylerinin değiştirildiği bir cerrahi girişimdir. Eğer uygulanan tüm tedavilere ragmen ağrınız geçmiyor, hareketleriniz kısıtlanıyor ve hayat kaliteniz azalıyor ise, doktorunuz size artroplasti tarzında bir ameliyat önerebilir.
Diz ekleminin iç yarısı, dış yarısı ve diz kapağı ile diz arası olmak üzere üç ayrı eklemleşme bölgesi vardır. Kıkırdak hasarının yerleşimine göre bu bölgelerin bir yada birden çoğu protez ile değiştirilebilir. Kullanılan protezlerin kemiğe temas eden bölgeleri metal, metal parçaların arası sürtünmeye dirençli plastik (polietilen) içerir.
Diz protezi cerrahisinin sonucu genelde çok iyidir. Ameliyat sonrası çok erken dönemde ağrı geçer ve hareketler artar. Yine sonucun başarısı, 6-12 haftalık disiplinli bir fizik tedaviye bağlıdır. Bu amaçla hastaların en başlarda bir fizyoterapist ile çalışması ve daha sonra egzersizlerini ev ortamlarında sürdürmeleri gereklidir.
Bu vakanın metni eklenecektir.
Bu vakanın metni eklenecektir.
Kemik uçlarındaki eklemleri kaplayan kıkırdak dokusunun aşınmasıyla ortaya çıkan osteoartroz, tedavi edilip kontrol altına alınmazsa hareket kabiliyetini kısıtlayıp hayat kalitesini büyük ölçüde düşürüyor.
Osteoartrozun (OA) eklem harabiyetine en sık sebep olan hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Levent Eralp, dünya üzerinde milyonlarca kişiyi etkileyen rahatsızlığın kemik uçlarındaki eklemleri kaplayan kıkırdak dokusunun aşınması ile ortaya çıktığını belirtti. En sık etkilenen eklemlerin bel, boyun, kalça, diz ve ellerdekiler olduğunu belirten Prof. Dr. Eralp, "Harabiyet geri dönüşümsüzdür çünkü eklem kıkırdağı dokusunun kendini yenileme yeteneği yoktur. Tedavi amacı, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve durdurmak, eklem hareketlerini korumak ve artırmak şeklinde özetlenebilir. Eklemleri kaplayan kıkırdak dokusu dayanıklı ve kaygan yüzeylidir. Bu sayede eklem hareketleri sürtünme olmadan gerçekleşir. Kıkırdak harabiyeti başladıktan sonra, sürtünme ve aşınma giderek artar ve bir kısır döngü oluşur. Rahatsızlığın son aşamalarında kıkırdak hemen tümü ile harap olmuştur ve kimi noktalarda kemik kemiğe sürtünür hale gelmiştir" diye konuştu.
Cinsiyet (kadınlarda daha sık görülüyor), ileri yaş, kemiklerde doğuştan ya da kötü kaynayan kırıklar sonucu oluşan eğrilikler, eklem kıkırdağının zedelendiği yaralanmalar, obezite (aşırı şişmanlık), hareketsiz hayat tarzı, eklemlere aşırı yük binen meslekler, diyabet, gut, tiroit bozuklukları ve romatizmal rahatsızlıkların hastalığın görülme riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Eralp, "OA tedavi edilmezse harap edici, ilerleyen bir hastalıktır. Tedavi edilmezse eklemlerde ortaya çıkan hareket kısıtlılığı ve ağrı, günlük işleri dahi yapılamaz hale getirebilir. Bu sebeple işini bırakan ya da evden çıkamayan hastalara rastlanmaktadır" dedi.
Teşhis ve tedavi süreci ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Eralp, sözlerini şöyle sürdürdü: "Teşhisin temeli fizik muayenedir. Rahatsızlık olan eklemler ağrı, şişlik, kızarıklık, hareket açıklığı gibi özellikler için muayene edilir. Hekim birçok defa röntgen, manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemlerine başvurur. Eğer iltihaplı ya da romatizmal hastalıklardan şüpheleniliyor ise kan testleri, hatta eklem sıvısı analizleri yapılabilir. Henüz kaybolan eklem kıkırdak kütlesinin yeniden oluşmasını sağlayan bir tedavi yöntemi kanıtlanmamıştır. Klasik tedavilerin amacı ağrıyı azaltmak ve eklemlerin hareket yeteneklerini korumaktır. Ağrı kesiciler ve yangı baskılayıcı ilaçlar, özellikle hastalığın alevlenme dönemlerinde rahatlama sağlar. Fizik tedavi yöntemi de hastalığın tedavisinde sıkça kullanılmaktadır. Kilo verme, adale güçlendirici egzersizler, gerektiğinde baston veya dizlik ve tabanlık gibi cihazlar kullanılması, hastalığın ilerlemesini durdurur ve hastaların günlük hayatlarını rahat sürdürmelerini sağlar."
"Tedavide eklem içi iğneler de kullanılmaktadır. Bu amaçla iki temel ilaç grubu tercih edilir. Kortizon şikayetleri belirli bir süre için baskılar ancak belirli bir dozdan sonra kıkırdak harabiyetini artırdıkları için kullanımları sınırlıdır. Kayganlık artırıcı ilaçlar (hiyalüronik asit) ise eklem yüzeyinde bir çeşit geçici kayganlık sağlar, ağrıyı azaltıp hareketleri kolaylaştırır. Kullanımlarında kortizon benzeri bir sınırlama yoktur. Bazı durumlarda cerrahi tedaviye de başvurulur. Eğer OA'nın sebebi kemiklerdeki eğrilikler ise bu bozukluğu düzeltici kemik ameliyatları, hastalığın erken dönemlerinde, hatta ilk bulgular ortaya çıkmadan yapılmalıdır. Kıkırdak dokusunun ileri derecede aşındığı durumlarda ise eklem protezi ameliyatları uygulanabilir. Bu girişimler, hastanın hayat konforunu çok olumlu yönde değiştirir. En sık uygulandıkları eklemler kalça ve dizdir. Yeni teknolojiler ile kullanım süreleri 20 seneyi geçebilmektedir."
Tedavi sürecinde hayat tarzında da birtakım değişiklikler yapılmasının faydalı olacağını anlatan Prof. Dr. Eralp, "Özellikle ağrı ve eklem(ler)de şişme hali oluştu ise, 12-24 saat mutlak istirahat yapmak uygun olur. Egzersizler eklemlere hareket veren adalelerin gücünü ve dayanıklılıklarını artırır, böylece hasta eklem daha dayanıklı hale gelir. Özellikle yürüme, yüzme gibi zorlayıcı olmayan, sürekli ve uzun sureli yapılabilen egzersizler, OA tedavisinin temel noktasını oluşturur. Öte yandan özellikle aşırı kilolu hastaların kaybedeceği birkaç kilo dahi hastalıklı eklemlerin üzerinden büyük bir yük kaldırarak hastanın süratle rahatlamasını sağlar. Yine bu amaçla geçici süreler baston kullanılabilir" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Levent Eralp, hastalığın tedavisinde alternatif tıp yöntemlerine de başvurulduğunu sözlerine ekleyerek, "Bu amaçla kullanılan akupunktur, yoga gibi yöntemler ile ağrı geçici olarak kontrol edilebilir. Ağızdan alınan 'glukozamin, kondroitin' haplarının etkinliği ise henüz tartışma konusudur ancak kullanımları çok yaygınlaşmıştır. Hekimlerin, bu maddelere alerjisi olanları, diyabetikleri ve kan sulandırıcı kullananları uyarmaları gerekir" şeklinde konuştu.