Kelimelerle Dans
17.910 Okunma
Bu vakanın metni eklenecektir.
PDF yükleniyor…
Örnek Vakalar
Bilimsel toplantılar, yayın haberleri, meslek yaşamı, kültür ve düşünce eksenindeki içerikler.
17.910 Okunma
Bu vakanın metni eklenecektir.
PDF yükleniyor…
Bu vakanın metni eklenecektir.
Uluslararası Yeni Yayınımız
Bu vakanın metni eklenecektir.
Bu vakanın metni eklenecektir.
En son uluslararası yayınımız
Bu vakanın metni eklenecektir.
Duyuru ;
Bu vakanın metni eklenecektir.
PADİ
Modular Extremity Reconstruction System
Bu vakanın metni eklenecektir.
15-16 Kasım tarihleri arasında Memorial Bahçelievler Hastanesi Toplantı Salonunda düzenlenen Ekstremite Rekonstrüksiyon Okulunda birbirinden değerli katılımcılarla birlikteydim. Dolu dolu geçen iki günde Alt ekstremite multiapikal deformiteler, Ayak bileği sagital plan deformiteleri ve çözümleri, Kırık kaynamadığında neler olabileceği gibi birçok önemli noktalara değindim. Bir başka etkinlikte sizlerle yeniden bir arada olmayı diliyorum. Toplantıya katılamadıysanız tüm sorularınızı bana e-posta (info@leventeralp.com) aracılığıyla iletebilirsiniz. İşte toplantı ardından kalan güzel kareler...
15-16 Kasım tarihleri arasında Memorial Bahçelievler Hastanesi Toplantı Salonunda düzenlenecek Ekstremite Rekonstrüksiyon Okulunda sizlerle birlikte olacağım. Programın detaylarını duyuruya ekliyorum.
Tarih: 15 Kasım Cuma. Saat: 10:20 - 10:35. Konu: Şablon Çalışması - Alt ekstremite multiapikal deformiteler.
Tarih: 16 Kasım Cumartesi. Saat: 11:00. Konu: Kırık kaynamazsa elimizde neler var?
Saat: 14:15. Konu: Ayak bileği sagital plan deformiteleri ve çözümleri.
Görüşmek üzere...
22-27 Ekim tarihleri arasında bu sene 29.su düzenlenecek Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresinde sizlerle birlikte olacağım. Bilimsel program için tıklayınız.
Tarih: 25 Ekim Cuma. Saat: 09:30 - 10:45. Yer: Op. Dr. Talat Kayakıran Salonu. Konu: Alt Ekstremitenin Doğumsal Deformiteleri.
Görüşmek üzere...
Ortopedik cerrahide implant (malzeme) kullanarak yapılan güncel girişimlerin sayısı artmaktadır. Özellikle kazalara bağlı ameliyat sayısının artışı, kronik osteomiyelit (kemik iltihabı) sayısının da artışını beraber getirmiştir. Bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılan iki en temel yöntemin tanıtılıp sonuçlarının karşılaştırıldığı çalışmamız, uzun yılların bilgi ve tecrübesini aktarmaktadır. Dünyanın en prestijli travma dergilerinden olan ‘Injury’ (International Journal of the Care of the Injured) de yayınlanmıştır.
Bu vakanın metni eklenecektir.
Bu vakanın metni eklenecektir.
Bu vakanın metni eklenecektir.
ORTOPEDİ PRATİĞİNDE KÖK HÜCRE UYGULAMALARI
Asya - Pasifik ortopedi Konferans’ında, davetli panel konuşmalarımı yaparken.
Her konuda uzuv rekonstrüksiyonu için bugune dek yazılmış ilk ve en geniş vaka kitabı
JoLS | Journal of Limb Salvage | Editors ; LEVENT ERALP
TOTDER OTURUMU İYİ BİLMEK YETMEZ, İYİ SUNMAK DA GEREKLİ
YENİ KİTABIMIZIN GÜNCEL DURUMU
Ekstremite rekonstrüksiyon cerrahisinin tüm tekniklerini içere, yeni uluslararası kitabımız Ocak 2018'de yayınlandı...
Boyun ağrısının özellikle çalışan kesim arasında çok sık rastlanan ancak nadiren önemli bir probleme işaret eden bir şikayet olduğunu belirten Prof. Dr. Levent Eralp, gün içinde yapılacak basit egzersizlerle sorunun önlenebileceğini söyledi.
Boyun ağrısının çok sık rastlanan bir şikayet olduğunu belirten Prof. Dr. Levent Eralp, sebebin genelde ciddi bir tıbbi problem olmadığını belirterek, "Özellikle çalışma esnasında kötü bir pozisyonda kalmaya bağlı olarak boyun adalelerinin gerilmesi, çok sık gözlenen bir sebeptir. Orta ve ileri yaş grubunda ise küçük boyun eklemlerinin kireçlenmesi rahatsız edici ancak tedavisi kolay boyun ağrılarına sebep olabilir. Nadiren boyun ağrısı daha ciddi problemlerin habercisi olabilir. Eğer ağrı omuz ya da kolunuza şiddetle yayılıyorsa, kol ya da elinizde uyuşma veya kuvvetsizlik hissi varsa, boynunuzu öne eğerek çenenizle göğsünüze doğru dokunamıyor iseniz bir hekime başvurmanız daha doğru olacaktır" açıklamasını yaptı.
"Ağrınızın yeri ve şiddeti, ağrının sebebini açıklayan önemli ipuçları gösterebilir. Özellikle ağrınızı artıran baş ve boyun hareketlerini hekiminize göstermeyi unutmamalısınız" uyarısında bulunan Prof. Dr. Eralp, boyun ağrısının kötü pozisyon ve yorgunluktan trafik kazalarına, romatizmal hastalıklardan sinir sistemi iltihaplarına kadar çok çeşitli sebeplerden kaynaklanabileceğini belirterek, "Uzun sure araç kullanmak, çalışma masasının üzerine eğilerek ve hareketsiz çalışmak gibi sebepler, boyun bölgesinin çevresindeki adalelerimizin yorulmasına ve yorulan adalelerin gerginliğine bağlı inatçı ağrılara zemin hazırlayabilir. Tüm diğer eklemlerde olduğu gibi, boyun omurlarının arasındaki eklemlerde de zaman içinde kireçlenmeler ortaya çıkabilir. Bazen geçirilmiş bir kaza, bazen tedavi edilmeyen boyun fıtığı ya da romatizmal hastalıklar bu aşınmaya zemin hazırlar. Beraberlerinde sinir sıkışmaları da eşlik ediyor ise ağrılar daha şiddetli ve tedaviye dirençli hale gelebilir" şeklinde konuştu.
"En Önemli Risk Faktörü Meslek". Boyun bölgesinde ortaya çıkabilecek rahatsızlıkların en önemli risk faktörünün meslek olduğunu belirten Prof. Dr. Eralp, "Özellikle araç kullanmak ya da bilgisayar kullanımı gibi masa başında, boyunun sürekli aynı pozisyonda tutulduğu meslekler kalıcı boyun ağrısına zemin hazırlayabilir. Kireçlenmeler ise ilerleyen yaş ile bağlantılı olabilir" dedi.
Muayene sırasında dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Prof. Dr. Eralp, sözlerini şöyle sürdürdü: "Doktorunuz size muayene ederken ağrının yeri, yayıldığı yer olup olmadığı, nasıl başladığı gibi sorular ile ve hareketlere bakarak ağrı sebebini anlamaya çalışacaktır. Ancak genellikle dikkatli bir muayeneyi takiben röntgen, hatta bazen bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme gibi ayrıntılı yöntemler ile boyun bölgesinin yapılarını ayrıntılı görmek gerekecektir."
Boyun ağrılarının çoğunun ev ya da iş yaşamında bazı özelliklere dikkat ederek iyileşeceğini anlatan Prof. Dr. Eralp, inatçı ağrılarda doktorların bazı ilaç tedavileri de önerebileceğini belirterek, "Ağızdan alınan ya da cilde uygulanan ağrı kesiciler en sık kullanılan ilaçlardır. Bazen boyun çevresi adaleleri ya da küçük eklemlerin çevresine lokal anestetik ya da kortizon enjeksiyonları yapmak gerekebilir. Bazen geçici bir süre yumuşak bir boyunluk ile ağrıyı kontrol etmek gerekebilir. Ancak fizik tedavi uzmanlarının uyguladığı ağrı azaltan, ödem azaltan yöntemler ve adale güçlendirici egzersizler tedavinin temelini oluşturur. Cerrahi tedavi ise uzun süren sinir dokusu sıkışmalarını rahatlatmak için, çok nadir durumlarda gündeme gelir" ifadelerini kullandı.
"Gün İçinde Egzersiz Yaparak Ağrıyı Önleyen". Boyun bölgesini sıcak tutan ve destek olan bir havlu sarmanın, 3-5 dakika uzanarak istirahat etmenin adaleleri rahatlatacağını belirten Prof. Dr. Eralp, "Ek olarak boynu çeşitli yönlere doğru çevirmek, adaleleri 30 saniye boyunca geren egzersizleri gün içinde saat başı 5 dakika uygulamak yararlı olacaktır" dedi.
Doktorlar tarafından aksi söylenmediği takdirde alternatif tıp yöntemlerinden de faydalanılabileceğini anlatan Prof. Dr. Eralp, "Eğitim almış bir uzmanın uyguladığı akupunktur, fizyoterapi uzmanının elle yapacağı manipülasyonlar, eğitimli bir masörün uyguladığı masaj ya da TENS cihazı ile ağrılı noktaların tedavisi, hekiminiz uygun gördüyse çok faydalı olabilir" şeklinde konuştu.
Boyun ağrılarının çoğunun yıpranmış bir boyun omurgasının meslek gereği kötü pozisyonda tutulmasına bağlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eralp, önlem almanın tedaviden daha kolay olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kaydetti: "Burada temel nokta, başın gövdenin ön ya da arkasında değil tam üstünde tutulmaya çalışılmasıdır. Uzun sure araç kullanıyor ya da masa başında, özellikle bilgisayarla çalışıyorsanız sık sık kısa aralar verin. Oturma pozisyonunda bilgisayar ekranı tam göz seviyesinde, dizleriniz kalçalardan hafifçe aşağıda kalacak şekilde bir ayarlama yapın ve çalışma koltuğunun kol desteklerini kullanın. Omuzlarınızı ve boynunuzu her yöne çevirecek şekilde germeler yapın. Yatarken yüz üstü uyumaktan kaçının; boynun normal şeklini destekleyen bir yastık seçin."
Kas ve iskelet sistemi tümörlerine dikkat çeken Prof. Dr. Levent Eralp, bu tip tümörlerde şüpheci olmanın hatalı ve eksik tanıyı engellemesi bakımından çok önemli olduğunu belirterek, "Hastanın röntgenindeki en küçük bulgu, tanıya ulaşacak ileri tetkikleri yapmayı gerektirir. Şüpheci olmak ve buna bağlı olarak konulacak erken tanı, yüz güldürücü tedavi sonucu için en önemli faktördür" dedi.
Prof. Dr. Levent Eralp, vücuttaki tüm tümörlerin yüzde 1'ini oluşturan ortopedik tümörlerin yalnızca kemikleri değil, yumuşak dokulara ait adale, tendon, eklem kapsülü, sinir ve damar dokularını da etkilediğini belirterek, "Tümörler genelde üç ayrı şekilde karşımıza çıkıyor; vücudun herhangi bir yerinde fark edilen, gittikçe büyüyen ağrılı şişlikler şeklinde, kemiklerin zayıflayıp kırılmasına neden olarak ya da çeşitli yaralanmalar sonrasında çekilen röntgen ya da MR ile tesadüfen ortaya çıkabilir. İskelet sisteminde görünen tümörlerin yüzde 90'ı bilinmeyen nedenlerle ortaya çıkar. Yüzde 10'luk kısım ise, radyoterapi gören hastalar, uzun süreli kemik iltihabı, doğuştan gelen kistler gibi bilinen etmenlere bağlı olarak gelişir" diye konuştu.
"Her Otopedik Tümör Kanser Değildir". Tümör ifadesinin kanseri çağrıştırdığını belirten Prof. Dr. Eralp, "Ortopedik tümörler kemik ve yumuşak dokulara ait tümörleri anlatmaktadır. İyi huylu ve kötü huylu türleri düşünüldüğünde, tümör öncelikle kanser olarak değerlendirilmemelidir. Tümör kelimesi tıp dilinde şişlik ya da kitle anlamına gelir. Ortopedik tümörler, vücuttaki diğer tümörlere göre daha az görülür. Bu oran yalnızca yüzde 1'dir. Ortopedik tümörler üç ana başlıkta incelenebilir; iyi huylu tümörler, iskelet sistemine ait kötü huylu tümörler yani kanserler ve vücuttaki başka organlarda ortaya çıkan kanserlerin kemiğe sıçraması, yani metastazlar. Öte yandan ortopedik tümörlerin çok az bir kısmında belirlenen genetik özellikler bulunmaktadır. Bu tümörlerin yüzde 90'ı için sebep olan bir faktör bilinmemekle birlikte, bazı hastalarda aile içindeki başka bireylerde ya da geçmiş kuşakların bir devamı olarak görülebilir" dedi.
"Çocuklarda Tehlikeli Değil". "Çocuklardaki kemik kistleri genellikle tehlikeli değildir" diyen Prof. Dr. Eralp, çocukların hareketli yapıları nedeniyle düşme ve yaralanma sorunlarını sıklıkla yaşadıklarını hatırlatarak, "Ancak herhangi bir zedelenme sonucu çekilen filmler ya da MR'da vücutlarında var olan kistler ortaya çıkabilir. Bunlar daha çok çocuklar için zararsız olan ve büyüdükçe ortadan kaybolan yapılardır. Ancak 'kemik' ve 'kist' kelimeleri yan yana geldiğinde, aileler özellikle kanseri düşünerek tedirgin olur. Bu hastalara en doğru yaklaşım, ailelere doğru bilgi vermek, zaman içerisinde hekim ve hastanın iletişimini sürdürerek çocukluk çağı bitene kadar hastayı takip etmektir. Çocukluk dönemindeki kistlerin bir kısmı cerrahi tedaviye gerek kalmadan iyileşmektedir" ifadelerini kullandı. "Yine de hekim kontrolünde olan hastalarımızda, cerrahi tedavi gerektiği zaman, geç kalmamış oluruz ve uygun zamanda, daha basit girişimlerle tedaviyi sağlayabiliriz" şeklinde konuştu.
"İskelet Sistemine Uygulanan Radyoterapi Kemik Tümörüne Neden Olabilir". Cinsiyet, yaş, kilo fazlalığı, sigara kullanımı gibi temel kanserojen etkenlerin iskelet sistemi tümörlerine sebep olup olmadığının henüz ispatlanmadığını ifade eden Prof. Dr. Eralp, kemik kanserleri nedeni ile radyoterapi gören hastalarda yıllar içinde iskelet sistemi tümörlerinin ortaya çıkabileceğinin bilindiğini söyledi. Eralp, "Lenf ve damar sistemindeki hastalıklarda zaman içinde iskelet sistemi kanserleri görülebildiği gibi, kemik iltihabının uzun yıllar iyileşmediği bölgelerde de tümörler ortaya çıkabilmektedir" dedi.
Kemik ve yumuşak doku kanseri olan hastaların hemen hepsinin temel tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Eralp, şu bilgileri verdi: "Bu tür tümörler ilaç ve ışın tedavisinden diğer tümörler kadar örneğin bir lenf bezi, meme ya da testis kanseri kadar etkilenmez. İyi huylu kemik kistleri de zaman içinde büyür ve kemiği zayıflatırsa ameliyat gerekir. İskelet sistemi tümörlerinde şüpheci olmak, hatalı ve eksik tanıyı engellemesi bakımından çok önemlidir. Hastanın röntgenindeki en küçük bulgu, tanıya ulaşacak ileri tetkikleri yapmayı gerektirir. Vücutta, özellikle kol ve bacak eklemlerine yakın küçük de olsa bir şişlik fark edildiğinde gecikmeden hekime başvurmak çok önemlidir. Çünkü erken tanı, yüz güldürücü tedavi sonucu için en önemli faktördür. İyi huylu kemik kistleri de zaman içinde büyür ve kemiği zayıflatırsa, ameliyat gerekir. Kemik ve yumuşak doku kanserlerinde cerrahi tedavinin oluşturacağı en büyük sorun, vücudun temel hareketlerini sağlayan dokuların ameliyat ile feda edilmesi zorunluluğudur. Cerrahi teknik ve teknolojideki gelişmeler sayesinde artık özellikli protezler, canlı doku nakilleri ve mikrocerrahi işlemler ile hastaların yüzde 90'ından fazlasında hem uzuvları hem de kabul edilebilir oranda işlevlerini koruyabiliyoruz. Bazı hastalarda çıkarılan kanserli kemiğin eksi 180 derecede dondurularak tekrar yerine yerleştirilmesi, çok olumlu sonuçlar sağlayabilmekte. Başka bir organdan iskelet sistemine metastaz yapan kanserlerde ise daha çok hastanın ağrısını ortadan kaldırmak ve zayıflayan kemiğin kırılmasını engellemek, hastanın yaşam konforunu artırmak için cerrahi tedaviler uygulanmaktadır."
Boyun Ağrısı
Tanım: Boyun ağrısı çok sık rastlanan bir şikayettir. Ağrı sebebi genelde ciddi bir tıbbi problem değildir. Özellikle çalışma esnasında kötü bir pozisyonda kalmaya bağlı olarak boyun adalelerinin gerilmesi çok sık gözlenen bir sebeptir. Orta ve ileri yaş gurubunda ise küçük boyun eklemlerinin kireçlenmesi rahatsız edici, ancak tedavisi kolay, boyun ağrılarına sebep olabilir. Nadiren boyun ağrısı daha ciddi problemlerin habercisi olabilir.
Eğer; ağrı omuz yada kolunuza şiddetle yayılıyorsa, kol yada elinizde uyuşma yada kuvvetsizlik hissi varsa, boynunuzu öne eğerek çenenizle göğsünüze doğru dokunamıyor iseniz, bir hekime başvurmanız daha doğru olacaktır.
Belirtiler: Ağrınızın yeri ve şiddeti, ağrının sebebini açıklayan önemli ipuçları gösterebilir. Özellikle ağrınızı arttıran baş ve boyun hareketlerini hekiminize göstermeyi unutmamalısınız.
Sebepler: Boyun ağrısı kötü pozisyon ve yorgunluktan trafik kazalarına, romatizmal hastalıklardan sinir sistemi iltahaplarına kadar çok çeşitli sebeplerden kaynaklanıyor olabilir. Uzun sure araç kullanmak, çalışma masasının üzerine eğilerek ve hareketsiz çalışmak gibi sebepler boyun bölgesinin çevresindeki adalelerimizin yorulmasına ve yorulan adalelerin gerginliğine bağlı inatçı ağrılara zemin hazırlayabilir. Tüm diğer eklemlerde olduğu gibi, boyun omurlarının arasındaki eklemlerde de zaman içinde kireçlenmeler ortaya çıkabilir. Bazen geçirilmiş bir kaza, bazen tedavi edilmeyen boyun fıtığı yada romatizmal hastalıklar bu aşınmaya zemin hazırlarlar. Beraberlerinde sinir sıkışmaları da eşlik ediyor ise, ağrılar daha şiddetli ve tedaviye dirençli hale gelebilir.
Risk Faktörleri: En önemli risk faktörü meslektir. Özellikle araç kullanmak yada bilgisayar kullanımı gibi masa başında, boyunun sürekli aynı pozisyonda tutulduğu meslekler kalıcı boyun ağrısına zemin hazırlayabilirler. Kireçlenmeler ise ilerleyen yaş ile bağlantılı olabilir.
Teşhis: Doktorunuz size muayene ederken ağrının yeri, yayıldığı yer olup olmadığı, nasıl başladığı gibi sorular ile ve hareketlere bakarak ağrı sebebini anlamaya çalışacaktır. Ancak genellikle dikkatli bir muayeneyi takiben röntgen hatta bazen bilgisayarlı tomografi yada manyetik rezonans görüntüleme gibi ayrıntılı yöntemler ile boyun bölgesinin yapılarını ayrıntılı görmek gerekecektir.
Tedavi: Boyun ağrılarının çoğu ev yada iş yaşamında bazı özelliklere dikkat ederek iyileşecektir. İnatçı ağrılarda doktorunuz bazı ilaç tedavileri de önerebilir. Ağızdan alınan yada cilde uygulanan ağrı kesiciler en sık kullanılan ilaçlardır. Bazen boyun çevresi adaleler yada küçük eklemlerin çevresine local anestetik yada kortizon enjeksiyonları yapmak gerekebilir. Bazen geçici bir sure yumuşak bir boyunluk ile ağrıyı kontrol etmek gerekebilir. Ancak fizik tedavi uzmanlarının uyguladığı ağrı azaltan, ödem azaltan yöntemler ve adale güçlendirici egzersizler tedavinin temelini oluşturur. Cerrahi tedavi ise uzun süren sinir dokusu sıkışmalarını rahatlatmak için, çok nadir durumlarda gündeme gelir.
Gün İçinde Dikkat Edilecek Noktalar: Boyun bölgesini sıcak tutan ve destek olan bir havlu sarmak, 3 - 5 dakika uzanarak istirahat etmek adaleleri rahatlatır. Ek olarak boyunu çeşitli yönlere doğru çevirmek, adaleleri 30 saniye boyunca geren egzersizleri gün içinde saat başı 5 dakika uygulamak yararlı olacaktır.
Alternatif Tıp: Ancak hekiminiz bu yöntemlerin uygulanmasının size zarar vermeyeceğini belirtti ise alternatif tıp yöntemlerinden faydalanabilirsiniz. Eğitim almış bir uzmanın uyguladığı akapunktur, fizyoterapi uzmanının elle yapacağı manipulasyonlar, eğitimli bir masörün uyguladığı masaj yada TENS cihazı ile ağrılı noktaların tedavisi, hekiminiz uygun gördü ise, çok faydalı olabilir.
Önleme: Boyun ağrılarının çoğunun, yıpranmış bir boyun omurgasının, meslek gereği, kötü pozisyonda tutulmaya bağlı olduğunu düşünürsek, önlemenin tedaviden daha kolay olduğu sonucuna ulaşırız. Burada temel nokta, başın gövdenin ön yada arkasında değil tam üstünde tutulmaya çalışılmasıdır.
Uzun sure araç kullanıyor yada masa başında, özellikle bilgisayar ile çalışıyor iseniz, sık sık kısa aralar verin. Oturma pozisyonunda bilgisayar ekranı tam göz seviyesinde, dizleriniz kalçalardan hafifçe aşağıda kalacak şekilde bir ayarlama yapın ve çalışma koltuğunun kol desteklerini kullanın. Omuzlarınızı ve boynunuzu her yöne çevirecek şekilde germeler yapın. Yatarken yüzüstü uyumaktan kaçının, boynun normal şeklini destekleyen bir yastık seçin.
Lütfen unutmayın, önlem almak, tedavi etmekten daha kolaydır.